"Her çocuk biriciktir" söylemesi çok kolay, içselleştirmesi zor, değil mi? Bir sorunla mücadele ettiğimizde, çocuğumuz yeni, bilmediğimiz, bizi endişelendiren bir yola girdiğinde işleri daha iyi hale getirmek için hızlıca bir çözüm bulmak, onlara ihtiyaç duydukları her şeyi sunmak isteriz. Bunun için çoğu zaman ilk olarak başkaları için benzer durumda neyin işe yaradığına bakar ve hemen... Okumaya Devam et →
keşke anne babam da okusaydı dediğiniz kitap
İddialı kitap isimleri beni bir adım kendinden uzaklaştırsa da ben bu kitabı aylarca yanımda gezdirdim, arada başka kitaplar bitirdim ve bugün -sonunda- bitirdim. Bir yandan içerik olarak daha önce okuduğum ebeveynlik yoldaşı kitaplara benziyor, bir yandan çok farklı. Sanırım kitabın en sevdiğim yanı dilinin çok akıcı, anlaşılır ve YARGISIZ olması oldu. Her şeyin temelinde ve... Okumaya Devam et →
ölü taklidi yapmak üzerine
“Övgü, yardım ve hatta bir bakış bile onu rahatsız etmek veya faaliyeti yok etmek için yeterli olabilir. Söylemesi garip görünüyor, ancak bu, çocuk yalnızca izlendiğinin farkına varsa bile gerçekleşebilir. Ne de olsa, bazen birisi ne yaptığımızı izlerse çalışmaya devam edemeyeceğimizi hissederiz. Öğretmene ve ebeveyne başarı getiren büyük ilke şudur: Konsantrasyon başlar başlamaz, çocuk yokmuş gibi... Okumaya Devam et →
daha sade bir hayata dönüş
Mevsimler geldi geçti yazmayalı; göçebe bir yaz, durulmaya çalıştığım bir sonbahar. “Orada bir köy var uzakta” diyerek başlamıştım yazılarıma. Üç senelik Amerika maceramızı bavullara sığdırdık ve uzaktaki köyümüze döndük. Yaz benim için koşturmacalı ve yorucu ama bir yandan da bol kavuşmacalı geçti. Koşturmacalı şehir hayatına değil de küçük bir hayata dönecek olmak bu kararımız konusunda... Okumaya Devam et →
montessorik ebeveynlik
Montessori felsefesi ile belki henüz bir çocuğunuz yokken bir arkadaşınızın çocuğunun kendi kendine ayakkabılarını giymesinden etkilendiğinizde, belki çocuğunuz dünyaya gelmeden ona hazırlanmak için bir şeyler araştırırken, belki kreş zamanı geldiğinde okul araştırırken karşılaşmış olabilirsiniz. Bazen felsefe ilginizi çekse de “geç mi kaldım”, “yeterince bilgi sahibi değilim”, “çocuğumu Montessori okuluna gönderemeyeceğim, kafası karışmaz mı?” gibi sorular... Okumaya Devam et →
buluttur geçer
Geçenlerde Eren’le balkonda oturmuş fırtına öncesinde üzerimizden hızla geçen bulutları izlerken “duygular da bu bulutlar gibi işte; gelip geçiyorlar.” cümlesi belirdi zihnimde. Nerede duyduğumu bir türlü hatırlayamadığım bu cümle çoğu zaman içinde kalmakta zorlandığım duygular kapladığında içimi biraz hafifletiyor. Bu aralar içinde kaybolduğum belirsizliklerin yarattığı kaygı sardığında içimi, kendime sesleniyorum; evet bulutlar varlar, buradalar, ben... Okumaya Devam et →
Bağımsızlığa Giden Yol
Bir Montessori sınıfından içeriye girdiğinizde keyifli konsantrasyon mırıltılarının ve minik sohbetlerin altyapısında bir sessizlik karşılar sizi ve hepsi kendi işinde bağımsız çocukların bağımsızlığıyla büyülenirsiniz. Felsefe içerisinde hazırlanmış ortam olarak tanımlanan sınıf, çocukların fiziksel, bilişsel, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri şekilde düzenlenen güvenli ve çocukların bağımsızlaşma yolunda onlara destek veren ortamdır. Çocuk bu ortamda çevresiyle olan etkileşimiyle bağımsızlığını... Okumaya Devam et →
Nedir Bu Montessori?
Bazen sosyal medyada gezinirken Montessori felsefesi hakkında çok fazla yanlış anlaşılma ve kafa karışıklığı olduğunu görüyorum. Kimisi bir moda olduğunu düşünüp burun kıvırıyor, kimisi çocuğunun odasına çatılı bir yatak koyarak felsefeyi uyguladığını sanıyor, bir başkası ahşap oyuncaklar ya da Montessori materyalleri alıyor, bazısı bunun sadece zenginlere yönelik bir sistem olduğunu düşünüyor, bazısı Montessori felsefesinin çok... Okumaya Devam et →
Çocuk Liderliğinde Yürüyüş
Güneşe, havanın parıldamasına baksan bahar gelmiş sanırsın. Ama gerçekler -3 derece. Bu fotograftan az önce arabadan bir şey almaya gidip eve döndüğümde, dışarıya çıkmamaya yeminliydim. Ama Eren üstünde montu, ayağında ayakkabıları ve kafasında şapkasıyla “gel” demeye başlayınca tüm yeminler yutuldu. Küreğini aldı ve hızla dışarı çıktık. Önce kapının önündeki buzda yürüyüp, eğim nedeniyle son adımda... Okumaya Devam et →
düzeltmek ya da düzeltmemek
Çocuklarla çalıştığım dönemlerde sık sık başıma gelen bir şey vardı: okula başladıktan sonra ayakkabısını kendi kendine giymeyi ilk kez deneyimleyen bir çocuğun ayakkabısını ters giymesi. Bunun sonucunda iyimser senaryoda çocuğu okuldan almaya gelen yetişkin, o an beni çağırıp çocuğun duymayacağı şekilde “e hocam ters giymiş ayakkabısını” gibi hafif sitemkar bir söylemde bulunurdu. Kötümser senaryoda ise... Okumaya Devam et →