“Her çocuk biriciktir” söylemesi çok kolay, içselleştirmesi zor, değil mi?
Bir sorunla mücadele ettiğimizde, çocuğumuz yeni, bilmediğimiz, bizi endişelendiren bir yola girdiğinde işleri daha iyi hale getirmek için hızlıca bir çözüm bulmak, onlara ihtiyaç duydukları her şeyi sunmak isteriz. Bunun için çoğu zaman ilk olarak başkaları için benzer durumda neyin işe yaradığına bakar ve hemen “evet, ihtiyacım olan tam da bu” deriz.
Burada çoklukla atladığımız nokta her çocuğun biricik olduğu ve her çocuğun ihtiyacının farklı olduğudur. Bu yüzden davranışı hızla “düzeltmek” yerine, davranışın altındaki ihtiyacı araştırmak uzun vadede çocuğumuzla bağımızı güçlendirecek hedefimiz olmalı.
İhtiyacı görebilmek için basit düşünün. Çocuğunuzla vakit geçirirken gerçekten orada olun ve onu izleyin. Bir kamera gibi; yargısız, yorumsuz…
Bir süre herhangi bir sonuç çıkarmanıza gerek yok. Sadece izleyin.
Bir süre geçtikten sonra tekrarlayan o davranışın öncesine neler yaşandığını, görülmeyen ve dolayısıyla karşılanmayan ihtiyacın ne olduğunu bulacaksınız.
Bazen ortadan ikiye böldüğünüz muzu birleştirmeniz için krize giren oğlunuz sadece çok yorgundur, kucağınızda soluklanınca geçer her şey. Bazen size kendini duyuramayan kızınız avaz avaz şarkı söylemeye başlar siz onu duyun diye, fısır fısır sohbetleşmeye başlayınca sakinler. Bazen okulda arkadaşlarıyla oynadığı oyunu oynarken “hı hı, evet” diyerek pek de ilginizi vermeden dinlediğiniz çocuğunuz “arkadaşım bana vurdu” dediğinde tüm bedeninizle ona dönüp “kim vurdu, ne oldu” vb. sorularınıza ilginizi alabildiğinizi fark eder ve artık hep benzer olayları anlatarak sizinle iletişim kurar.
Gerçekten görmek için baktığınızda karşınızda artık istenmeyen bir davranış değil, karşılanmamış bir ihtiyaç var. Ve bundan sonrası çok kolay.
E hadi o zaman ne duruyoruz?
Var mı sizin böyle ihtiyaç keşifleriniz?
Yorum bırakın