
Okul öncesi dönemde çocuğunu Montessori okuluna göndermeyi düşünen ailelerde beliren ortak sorulardan biri; çocuklarının ilkokul zamanı geldiğinde geleneksel bir okula gitmesi durumunda adaptasyonda sıkıntı yaşayıp yaşamayacağı oluyor. “Ortak bir müfredata, grup eğitimine uyum sağlayabilecek mi?” “Bir sıra üzerinde 40 dakika oturup ders dinleyebilecek mi?” vb. sorular kurcalıyor akılları.
Ülkemizde ilkokul seviyesinde Montessori okulu bulmak pek olası değil, dolayısıyla yıllar içerisinde mezun ettiğimiz öğrenciler geleneksel okullara devam ettiler. Velilerin öğretmenlerden aktardığı geribildirimlerde ortak nokta çocuklarımızın bağımsız, saygılı, diğerlerine karşı duyarlı, öğrenmeye heyecanlı, kendini ifade edebilen çocuklar olduğuydu.
Bizler rehberleri olarak okul öncesi dönemde Montessori okulunda okumuş bir çocuğun “Her türlü duygum, fikrim ve ihtiyaçlarımla bir bütünüm. Kararlar alabilir bu yolda ilerlemek için plan yapabilirim. Yürüdüğüm yolda başarı ya da başarısızlığı tadabilirim. Zaman zaman yardım talep ettiğim gibi yardım da edebilirim. İstemediğim şeyleri reddedebilirim, reddedilebilirim. Bana sunulan herhangi bir fikri hemen kabul etmek zorunda değilim, kendi zihin ve duygu süzgecimden geçirebilirim, bunun sonucunda kabul edebilirim, tartışabilirim, ikna edebilirim, ikna olabilirim. Ama ben, beni ben yapan duygularımın, fikirlerimin, kararlarımın bir toplamıyım ve kendimi bir bütün olarak kabul ediyorum.” iç sesiyle mezun olabilmesini isteriz. İç sesi bunları söyleyen bir çocuğun girdiği yeni bir ortamda uyum sağlaması ve kendini var etmesi pek de zor olmayacaktır, değil mi?
Yorum bırakın