Köyüm

Hamileliğimin ikinci ayında Amerika’ya göçtüm. Biraz özlemli ama huzurlu bir hamilelik geçirdim. Hamileliğin tüm o huzurunun tersine acil ve epey travmatik bir sezeryan sonucunda şans eseri ben ve Eren sağlıkla kavuştuk. Sonrasında bir çoğumuzun deneyimlediği sarılık, emzirememe, uykusuzluk vb. sıkıntılar olsa da kolay uyumlandık ailecek birbirimize.

Geçen sene aralık ayında Eren 8 aylıkken bir çeşit mide virüsü kaptı. Baygın halde kusmalar, gözünü açık tutamamalar olunca soluğu acilde aldık. Gözetim altında ilaç, yapılan testler vs. derken aldık ilaçlarımızı elimize döndük evimize. Uykusuz bir gecenin ardından sabah Cem de kusarak uyandı. Ben Cem’in hasta olmasına kızıp dünyanın tüm dertleri bitmiş gibi ev temizlemeye başladım. Bir yandan Eren’e bakıyorum bir yandan en şefkatsiz halimle Cem’e bakar gibi yapıyorum, iç sesim sürekli tekrarlıyor “yorgunum”. Akşama doğru Cem biraz gözünü açıyor ve akabinde tarihimizin en büyük kavgası patlayıveriyor. Cem kırgın, haklı. Ben yorgun, sonradan bakınca anlıyoruz ki fena halde depresyondayım. Sonrasında herhalde bir 4 saat ağlamanın ardından sızarak uyuma. Sabah kusarak uyanıyorum, üçümüzde pertiz. Ama öfke geçmiş, kırgınlık azalmış, ortamda biraz şefkat var ve bir şekilde toparlıyoruz. Lohusalık, göçmenlik kombo yapıp vuruyor anlayacağınız. Ve sonrasında baktığımda beni annelik değil ama bir çocuğun yetişmesi için ihtiyaç duyduğum köyümden çok uzak olmak zorluyor en çok.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑