“Emici zihnin ihtiyacı olan tek şey bireyin yaşamıdır; ona yaşam ve bir çevre verin, o içindeki her şeyi emecektir. “
Maria Montessori 1946, Londra
Emici zihin, Montessori felsefesinin temel terimlerinden biri. Çocuk zihninin 0-6 yaş aralığında çevresindeki her şeyi sünger gibi, sürekli, yorulmadan, çaba sarfetmeden ve ayrımcılık yapmadan emmesini tanımlıyor.
6 yaşından sonra ise çocuk zihni akıl yürütmeye başlar ve bilinçli çalışma ve hafıza yoluyla öğrenmeye başlıyor.
Montessori, emici zihni kameraya, akıl yürüten zihni ise bir ressama benzetiyor: Kamera, bir sahnenin her ayrıntısını, o anda olduğu gibi görerek bir fotoğraf çekiyor. Oysa ressam, bir sahnede neyi yakalayacağını seçiyor, istediği gibi ayrıntıları yorumluyor.
Montessori’ye göre emici zihnin iki evresi var:
Bilinçdışı Evre (0-3 yaş): Çocuk kendiliğinden emeklemeyi, yürümeyi, yemek yemeyi, konuşmayı öğreniyor.
Bilinçli Evre (3-6 yaş): Çocuğun zihni bilinçli olarak bilgi arar ve bilgiyi hızla ve sünger gibi emiyor.
Bu bilgiler ışığında ebeveynler ve eğitimciler olarak rolümüz, çocuklarımıza rehberlik etmek ve onların emici zihinlerini beslemenin yollarını yaratmaktır. Bir süngerin kirli suyu da temiz su kadar kolay emebildiğini unutmadan çocuğumuza her anlamda doğru birer model olmalıyız. Burada doğru modelden kastım hiç hata yapmayan, hep “olumlu” duygular yaşayan, her koşulda mutlu yetişkinler değil. Aksine her tür duygusunu kabul eden, kendisini doğru yolla ifade eden, hata yapan ama hata yaptığını fark edip telafi yollarını da bulan, koşulsuz sevebilen yetişkinler.
Yorum bırakın